BAŞKALAŞMIŞ OBJELERİN HİKAYESİ

Şakir Gökçebağ, sanatında kavramsal algıyı kucaklayarak yerleştirdiği objelerin kimliklerini değiştiren, sanata başladığı dönemden bu yana işleri ile birçok ödüle layık görülmüş bir sanatçı. 2001 yılından beri Hamburg’da çalışmalarını sürdüren Şakir Gökçebağ ile Almanya’da gerçekleşen kişisel sergisi devam ederken, işlerini ve beklentilerini konuştuk.

Şakir Gökçebağ is an artist who embraces conceptual perception by changing the identities of the objects he installs, and an aritist who was well deserved for many awards on his work since he first started. We talked with Şakir Gökçebağ, who has been continuing his work in Hamburg since 2001, about his work and expectations during his solo show taking place in Germany.

Çocukluğunuzda bir sanatçı olma arzunuz, uluslararası ödüller kazanma gibi hedefleriniz var mıydı?

Sanat haricinde bir hedefim olmadı hiç. Kendimi bildim bileli yaratıcı şeylerle meşgul olmuşumdur; resim yapmak, kendi oyuncağımı yapmak gibi. Ödülleri hayal etmezdim herhalde.

As a kid, did you have a desire to become an artist, a goal to receive awards internationally?

I never had a goal other than art. Ever since I’ve known myself, I’ve been busy doing creative things, like drawing and building my own toy. I probably didn’t dream of the awards.

Hamburg sanat dünyası sanatınızın evrilmesinde nasıl bir etkiye sahip?

Buradaki sanat dünyası benim sanatımı hiçbir zaman yadırgamadı. Çok da destek oldu. Bu da sürekli bir üretim sürecinde olmamı sağladı. Çevremde hem çok şey gördüm, hem de çok şey gösterdim.

What kind of an impact does the Hamburg art scene have on the evolution of your work?

The art scene here never made me feel like a stranger. In fact, really supported me. This kept me in a constant creative process. I saw many things around me, and showed many things.

Enstelasyonlarınızın üretim sürecinde en önem verdiğiniz nokta ne oluyor?

İdeal olan hiçbir etki altında kalmadan, öngördüğümü gerçekleştirebilmek. Bu herhalde bütün sanatçıların azu ettiği bir şeydir. Sınırlamalar nedeniyle düşündüğünüzü yapamazsanız içinize sinmeyen durumlar olur.

What do you pay attention the most in the creative process of your installations?

The ideal is to be able to create what I foresee without getting influenced by anything. I guess this is every artists wish. If you can’t perform the way you think due to boundaries, it will produce situations that won’t satisfy you.

İşlerinizde çoğu zaman şemsiyeler ile karşılaşıyoruz. Bu sıradan objeyi enstelasyonlarınızda konumlandırmanızla kimliği nasıl değişiyor?

Evet obje çok şey yitiriyor, kimliği değişiyor, başkalaşmış oluyor ama diğer taraftan da obje tanınırlığını koruyor. Tamamen yabancı olmuyor. İzleyici ilk ve son halini kıyaslıyor, oluşum aşamalarını zihninde canlandırıyor, düşünmeye başlıyor.

We often realize umbrellas in your installations. How is the identity of this common object altered when placed in your installations?

Yes, the object loses many things, changes it’s identity, gets altered, but still keeps it’s familiarity. It doesn’t fully get estranged. The spectator compares it’s first and last state, imagines in mind the stages of formation, and starts to think.

Minimalizm ve Pop art’ın sanatınızda büyük bir yere sahip olduğunu söyleyebilir miyiz?

Sadece Minimalizm ve Pop art değil, genelde çok daha fazla izm’leri harmanladığım söylenebilir. Fluxus, dada, ready-made, arte povera, bauhaus gibi.

Can we say that Minimalism and Pop Art play a big part in your art?

It can be said that I combined not only Minimalism and Pop Art, but many other ism’s. Fluxus, dada, ready-made, arte povera, bauhaus, to name a few.

Almanya’da yeni bir kişisel serginiz açılıyor… Burada ziyaretçileri nasıl bir yaklaşım bekliyor olacak?

Yeni sergimin adi Altın Kesim (Der Goldene Schnitt). Sarı renkli bahçe hortumları ile yapılmış bir yerleştirme serisinden alıyor adını. Serginin özelliği bütün işlerin kesilerek yapılmış olması. Bir de bu sergide ilk kez yeni bir malzeme sergileyeceğim. Eğri – dalgalı formdaki çatı kaplama malzemesi. Bu yerleştirmeler aynı zamanda Bauhaus mimarisine sahip sergi salonuna bir tezatlık oluşturacak.

Your new solo exhibition is opening in Germany… What kind of an approach will the audience find here?

My new exhibition is called Golden Cut (Der Goldene Schnitt). It gets it’s name from an installation series made up of yellow colored garden hoses. The siginificance of the exhibition is that all the work is done by cutting. I will also be showing a new medium for the first time in this show. Bent and wavy material used in the construction of roofs. The installations will also be a juxtaposition to the exhibition hall, which is built in Bauhaus design.

Size göre bir fotoğrafı kusursuz kılan ne?

Her fotoğraf güzeldir veya yerine göre değerli olabilir. Lakin kişilik ve konsept ile örtüştüğü durumlar, fotoğrafa değer katar.

What makes a photograph perfect for you?

Every photograph is beautiful or valuable depending on it’s setting. Yet, when it’s parallel with the character and concept, the photograph gains more value.

Kendi fotoğraflarınıza baktığınızda aklınıza gelen ilk şey?

Aşinalık, nostalji… Fotoğrafı çekince beni memnun eder mi, beni yansıtır mı? Ona bakarım önce. Onayımı aldıysa benim, olmuş demektir.

The first thing that comes to mind when looking at your photographs?

Familiarity, nostalgia… I first see, will it please me, reflect me if I take this photograph? If it gets my approval it’s good to go.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*