BİR SONRAKİ ADIMI HAYAL ET

Yapay zeka teknolojisinin gelişmesi ile kendimizi “Makinalar yerimi alır mı?” gibi sorular sorarken bulduk. Kimileri teknolojinin geleceğe olan vaadlerini bekleyemez bir halde çağın getirdiklerini her gün takip ederken, kimileri ise bu dönüşümün insan olma kavramını büyük derecede sarstığına ve daha da fazla sarsacağını düşünerek geçmişe özlem dolu gözlerle bakıyor. Biz ise umudun ışığından bakarak soruyoruz, dijital çağın beraberinde getirdiği olanaklar ile hayatımız nasıl kolaylaşır? Bu dönüşümü nasıl sahiplenebiliriz?

As artificial intelligence technology advanced, we found ourselves asking questions like “Will machines replace us?” While some follow the proceeds of this age with enthusiasm for it’s promises of the future, others believe that this transformation will debilitate the meaning of being human even further and look back to the past with nostalgia. As for us, we look at from the light of hope and ask, how will the possibilities of what the digital age brings facilitate our lives? How can we embrace this transformation?

Bugünün teknolojisi ile gelişmiş bir düzeyde kendi kendine kararlar verebilen bilgisayarların ileride insandan daha işlevsel ve akıllı bir konuma dönüşebileceğini öngörmek kaçınılmaz olsa da, içinde bulunduğumuz bu dönüşümü kucaklayabilmemiz adına tam olarak anlayabilmemiz ve hem kişisel olarak, hem de toplum olarak bir eğitim sürecinden geçmemiz gerektiği gerçeği ile yüzleşiyoruz. Etrafımıza baktığımızda, bu eğitimin aslında
hayatın ta kendisi olduğunu söyleyemez miyiz? Çağın getirdiği şeffaflık ile hayatımızın her alanında faaliyet gösteren dönüşüm, giydiğimiz kıyafetlerden kullandığımız hizmetlere kadar her yanımızda bizi yeniliğe ve yeniden düşünmeye itmesi ile üstümüzde büyük bir etkiye sahip. Günlük hayatlarımızdaki bu denli değişimler, farklı alanların birbiriyle ve bizimle olan ilişkisini de elbette etkiliyor ve yeni dinamikler ortaya çıkıyor.

Although it’s inevitable to think that the computers that can make decisions in an advanced manner with today’s technology will become more efficient and smart than humans, we face the fact that in order to embrace the transformation we are in, we must go through an educational process both as individuals and as a society. When we look around us, can’t we say that this education is life itself? Through the transparency brought by this age, the transformation that is evident in all aspects of our lives, from the clothes we wear to the services we use, has a big impact on us in terms of pushing ourselves to rethink and innovate. Such changes we see in our daily lives surely effect the relationship between different disciplines and us, and makes way for new dynamics.

24 – 26 Mart tarihlerinde Zorlu Performans Sanatları bünyesinde Charmenko işbirliği ile Türkiye’de ilk defa düzenlenecek dünyaca ünlü Sonar Festivali, elektronik müzik dünyasından sanatçı performanslarının yanı sıra, Sonar +D adı altında yaratıcılığı, teknolojiyi ve iş dünyasını buluşturarak bu çağın dinamiklerinin farklı şekillerde sunulup tartışıldığı görsel-işitsel performanslar ve konuşmalara ev sahipliği yapacak.

For the first time in Turkey, the worldfamous Sonar Festival will take place in Zorlu Performing Arts Center on March 24-26 in collaboration with Charmenko. Besides performances from artists of the electronic music world, the festival will also host Sonar +D talks and A/V performances, which combine creativity, technology and business, discussing the dynamics of this age in various manners.

Charmenko’nun kurucusu Nick Hobbs gelecek için bizim gibi umutlu olanlardan. Müzik etkinliği ve sanatçı temsilciliği gibi müzik alanında faaliyet gösteren şirketinde kazandığı başarıya sığınarak Dijital Çağ’da girişimci olmanın tanımını Hobbs’a sorduk. “Bence girişimci olmak demek herhangi bir vizyon sahibi olmak ve bu vizyonu hayata geçirmek için kendinizdede cesaret bulmaktır. Belki başarılı olursun, belki başarısız, ama bu süreçte çok şey ögrenirsin ve denemezsen hayatın boyunca pişman olursun.” diyor ve teknolojinin getirdiklerini ekliyor: “Dijital çağda olmak bu prensibi değiştirmese de bunu hayata geçirme konusunda gelişen olanakları değiştirir; ve tabii ki daha önceden bilim kurgu alanında mümkün olan bazı fikirleri gerçek hayatta da görebilmemizi sağlar.”

The Founder of Charmenko, Nick Hobbs is of those like us who have hope for the future. Trusting his success in his company that deals with the music industry in fields like music events and artist representation, we asked Hobbs on the meaning of being an entrepreneur in the Digital Age. “I think being an entrepreneur means having a vision, some kind of vision, and having the courage to do everything you can to realise that vision. Maybe you’ll succeed, maybe you’ll fail, but in the process you’ll learn a lot, and if you don’t try, you’ll regret it for the rest of your life.” and adds the benefits of technology, “Being in the digital age doesn’t change this principle but does change some of the means possible for realising it, aAs well of course as making possible envisioning some ideas which previously were only in the realm of science fiction.”

Senelerdir birçok müzik sanatçısı ile çalışmış olan Hobbs, “Sanatçının görevlerinden biri zamanının teknolojik gelişmeleriyle yaratıcı olarak ilişkide olmaktır.” diyor. “Özellikle hızlı ilerleyen bu zamanlarda her seferinde, önceden var olmayan teknolojik olanaklar ortaya çıkıyor.” diyerek de yaratıcı dünyanın beslenebileceği yeni dünyaların yaratıldığının altını çiziyor.

Having worked with many sound artists over the years, Hobbs says. “Part of the role of an artist is to engage creatively with the technological possibilities of the time.” He says, “Each time, especially in fast-moving times, opens up technological options which previously didn’t exist,” emphasizing on the creation of new worlds in which artists can feed on.

Yeni medya sanatında uluslararası başarılara imza atmış olan Refik Anadol ise, “İnsanoğlu olarak teknoloji çağındaki bu garip tanışıklık dönemimizi yakından inceleme isteğim [sanatımda] bu noktaya gelmemde yardımcı oldu.” diyor ve dijital çağa duyduğu merakın sanatını önemli derecede etkilediğini söylüyor.

As for Refik Anadol, who has many successes in the international realm of new media art, he believes that his interest in the digital age had a big impact on the evolution of his art: “My desire to closely study our weird acquaintanceship period in the age of technology as human beings have played a part in reaching this point [in my art].”

Teknolojinin hayalleri somut hale getirebildiğinin altını çizen Anadol, “Limitler azaldı.” diyor. Farklı disiplinlerin bir araya gelmesiyle çevreleyen sanat ile kamusal alanlarda var olabilmenin anlamı ve keyfine de değinerek, “Dünyaya ve insanlığa dair gerçektende kalıcı ve kuvvetli bir söylem yaratabilmenin en güçlü sanat söylemi kamusal alan. Yalın, özgür ve tam olarak yaşadığımız yerin ta kendisi olduğu için.” diyor ve seyircinin buna hazır olduğunu da ekliyor.

Highlighting that technology makes possible for dreams to be realized, Anadol says “Limits have decreased.” Also mentioning the meaning and joy of existing in public spaces as different disciplines come together, he says “Public space is the most powerful artistic discourse to create a really permanent and strong discourse on the world and humanity. Because it’s simple, free and it’s exactly where we live,” adding that the audience is ready for this.

Zorlu Holding ise dönüşümü yaşayanlardan, yaşatmaya gayret gösterenlerden… Geleceği veona bağlı oluşan yeni dünya düzenini odağına alıyor. Gittikçe dijitalleşen, diğer bir deyişle sıfır ve birlerden oluşan dünyamızın, bizi nasıl etkileyeceğini, nasıl evrileceğimiz sorusunun yanıtlarını arıyor. Barındırdığı yenilikçilik, teknoloji, interaktivite gibi kavramlar; iş dünyamızı, sanatı, modayı ve hatta iç dünyamızı nasıl etkileyecek, işte bu arayış, yeni oluşumlara kapı açıyor. Zorlu Performans Sanatları Merkezi ve Zorlu Holing işbirliğinde ilki geçen sene gerçekleşen Digi.logue panel serisi, tek güne yayılan bir etkinlik olarak çıktığı yolu genişletiyor. Dijital dönüşümün farklı disiplinler ışığında ve geniş kitlelerce anlaşılabilir ve ulaşılabilir olması üzere, sene boyunca dinamik bir içerik sunacak ve bunu, online ve offline etkinlikleriyle destekleyecek bir platforma dönüşüyor. Platform alanının öncü isimlerinin çalışmalarını anlaşılabilir kılmak üzere üretilen içeriğini, Sonar ve Sonar + D sponsorluklarıyla destekliyor. Platformun ilk etkinliği ise 9 Mart’ta açılacak Audint sergisiyle başlıyor. Audint, geride bıraktığı sekiz sene boyunca ses ve titreşim frekanslarının varlık- yokluk, eğlence- işkence, hayat-ölüm gibi kavramların bireyler üzerinde bıraktığı etkiyi duyularımız üzerinden inceliyor. 5 duyuya birden hitap eden sergi, ses kayıtları, bilgisayar yazılımları, sanat enstalasyonları, performanslar, kitaplar ve filmler eşliğinde izleyicilerine bir deneyim alanı sunuyor. Bu sergi, platformun PSM içerisinde oluşturduğu yeni sergi alanının ilk etkinliği olma özelliğini taşıyor.

As for Zorlu Holding, they are ones who live this transformation, ones who make an effort in keeping it alive… They take the future and the new world order that is generated as their focus. They are searching for answers for how the growing digitilisation, in other words our world that consists of ones and zeroes, will effect us and our evolution. This search that asks how the concepts like innovation, technology and interactivity that it shelters will have an impact on business, arts, fashion and even so our inner worlds, makes way for new developments. The Digi.logue panel series, in which the first one took place last year in collaboration with Zorlu Performing Arts Center and Zorlu Holding, expands it’s journey, which started with a one-day event. It turns into a platform that aims to present a strong content that is accesible and meaningful for the masses under the digital transformation, and is supported by online and offline events. The platform, which generates it’s content to help understand the leading names in their fields, is being supported by it’s sponsorship in Sonar and Sonar +D. The first event of the platform starts on March 9 with the Audint exhibition. Since 8 years, Audint has been exploring the effect of concepts like existence-non existence, entertainment-punishment, life-death has on us, through our senses. The exhibition that engages the 5 senses at once, provides an experience space, which includes sound recordings, computer software, art installation, performances, books and movies. It is also the first event to take place at the new gallery space inside PSM.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*