Blurred Realities, Captured in Frames

Arts & Culture31 Ocak 2026
Blurred Realities, Captured in Frames

Bazen fotokitaplar, herhangi bir kurmaca eserden çok daha güçlü bir şekilde duygu aktarabilir. Yorgos Lanthimos’un Dear God, the Parthenon Is Still Broken adlı fotokitabı, bir kitabın okurunu etkilemesi için kelimelerin her zaman gerekli olmadığını hatırlatıyor.

Bunun yerine, sinemaya duyulan yoğun ve yoğunlaştırılmış bir tutkuyu barındırıyor. Bu tutku diyalog ya da anlatı yoluyla değil, sürecin kendisi üzerinden ifade ediliyor. Görseller, genellikle perde arkasında kalan bir alanı açarak, sinema yapımının mekaniklerini, duraksamalarını ve arada kalan anlarını kendi başlarına konuşur hale getiriyor.


Ve bu süreci yakalamak için bir fotokitaptan daha iyi bir yol olabilir mi?

“Her zaman, filmden bağımsız olarak kendi başına var olabilecek bir bütün oluşturacak kadar iyi fotoğraf çekebilmeyi ummuştum. Bunu başarıp başaramadığımızı ise ancak kitabın ilk kurgularını ve sıralamasını görmeye başladığımızda anlayabildim.”

-Yorgos Lanthimos

Dear God, the Parthenon Is Still Broken başlığı, Bella Baxter’ın Atina’dan babası Tanrı’ya göndermeyi planladığı bir kartpostaldan geliyor. Ancak bu sahne, Poor Things’in final versiyonundan çıkarıldı ve ifade askıda, çözümsüz bir halde kaldı. Kitap, filme yanıt olarak yazılmış, Patti Smith’e ait daha önce yayımlanmamış bir şiirle açılıyor. Bu da yayının, adanmışlık ile mesafe arasında bir yerde konumlandığını daha en baştan hissettiriyor.

Poor Things setinde üretilen ve Budapeşte’de çekilen kitapta, şehre dair neredeyse hiçbir iz yok. Lanthimos, filmlerini kendi içine kapalı gerçeklikler olarak inşa ediyor. Öyle dünyalar ki, izleyici kurmacanın nerede bitip gerçeğin nerede başladığını sorgulamak zorunda kalıyor. Fotoğrafların siyah-beyaz ile renkli arasında gidip gelmesi ise büyük olasılıkla bilinçli bir tercih. Bu geçişler, okura neyin sahnelenmiş, neyin gözlemlenmiş olduğunu; neyin hayal edilmiş, neyin gerçek olduğunu hatırlatıyor.

Kitap boyunca kurmaca ile gerçek yan yana var oluyor ve çoğu zaman birbirinin içine geçiyor. Setler Lanthimos’un kadrajıyla açığa çıktığında bile, dış dünyanın içeri sızamadığı hissi korunuyor; sanki gerçeklik bilinçli olarak mesafede tutulmuş gibi. Bu gerilimi yansıtmak adına yayın, çerçeveyi genişleten ve inşa edilmiş dünyanın sınırlarını görünür kılan katlanır sayfalarla tasarlanmış. Okur, kelimenin tam anlamıyla bir kitabın içinde başka bir kitap açıyor.

Çerçeveler, neyin kurmaca neyin gerçek olduğunu göstermek üzere genişletiliyor. Ancak kitabın içine girildiğinde bu ayrım hızla çözülüyor. Lanthimos, izleyiciden kendi gerçekliğine tutunmasını istemiyor. Onu, yarattığı gerçekliğe teslim olmaya çağırıyor.

Author: Duru Ustaoğlu

RELATED POSTS