İREM Küratöryel pratiğinin ötesinde, fotoğraf senin için kişisel olarak gözlem, hafıza, mahremiyet ya da hatta kendini inşa etme biçimi olarak nasıl bir işleve sahip?
ROMAISA Benim için fotoğraf, görsel üretiminin ötesine geçiyor; mesele daha çok görsellerin zaman içinde neleri taşıyabildiğiyle ilgili. Fotoğrafla; insanların, atmosferlerin, tarihlerin ve aksi halde yok olup gidebilecek yaşam biçimlerinin bir belgesi olarak ilgileniyorum. Yayıncılık yapmak ve arşivlerle çalışmak sayesinde, fotoğrafların hafızayı yalnızca kişisel değil kolektif olarak da nasıl şekillendirdiğinin çok daha fazla farkına vardım. İnsanların kendilerini nasıl gördüklerini, bölgelerin nasıl hatırlandığını ve hangi hikâyelerin korunacağını etkiliyorlar.


İREM Çocukluğun, görsel dilini; mekâna, atmosfere ve insan varlığına karşı geliştirdiğin hassasiyeti hangi yönlerden şekillendirdi?
ROMAISA Farklı çevreler arasında büyümek, beni atmosfere ve duygusal ağırlığına karşı çok hassas biri hâline getirdi. Sanırım bu yüzden fazla kurgulanmış eserlerdense yaşanmışlık hissi taşıyan fotoğraflara çekiliyorum. Çoğu zaman ince detaylarla, beden diliyle, iç mekânlarla, dokularla ilgileniyorum; insanların ve çevrelerinin hakkında dolaylı olarak bir şeyler açığa çıkaranlarla.
“Her görselin sabit bir anlamla gelmesi gerektiğini düşünmüyorum. Ben daha çok, açık kalan ve zaman içinde katman katman açılmaya devam eden işlerle ilgileniyorum.”
– Romaisa Baddar
İREM İşlerin çoğu zaman fotoğraf ve iç mekânın kesişiminde var oluyor. Mimari, objeler ve domestik detaylar senin görsellerinde nasıl anlatısal araçlara dönüşüyor?
ROMAISA Her ne kadar ağırlıklı olarak yayıncı ve küratör olarak çalışıyor olsam da, iç mekânların ve objelerin sosyal ya da duygusal olarak daha büyük bir şeyi açığa çıkardığı işlere sürekli çekiliyorum. Domestik alanlar; sınıf, göç, kimlik, arzu ya da hafıza hakkında hiçbir açıklamaya ihtiyaç duymadan çok şey söyleyebiliyor. Bence objeler çoğu zaman insanların hayatlarının sessiz tanıklarına dönüşüyor.


İREM Orta Doğu’da bir kadın olma deneyimini dışarıya bakarak nasıl algılıyorsun ve işlerinde yaşanan gerçeklikle dışarıdaki algı arasındaki gerilimi nasıl yönlendiriyorsun?
ROMAISA Sürekli düşündüğüm şeylerden biri, Orta Doğulu kadınların temsilinin ne kadar indirgenmiş olduğu. Genellikle iki uç arasında sıkışıyor: ya mağdurlaştırma ya da egzotikleştirme. Oysa yaşanan deneyimlerin çoğu çok daha nüanslı ve sıradan bir yerde var oluyor. Yayıncılık aracılığıyla, bölgeden kadınların kendilerini kendi koşullarıyla temsil edebilecekleri bir alan yaratmakla ilgileniyorum; karmaşıklık, çelişki, mahremiyet, mizah, stil ve bireysellikle birlikte.

İREM Orta Doğu’da hayal gücünü hâlâ besleyen ya da peşini bırakmayan belirli bir yer var mı? Bunun senin için duygusal ya da kültürel karşılığı ne?
ROMAISA Sanırım Filistin bu alanı benim için en derinden işgal ediyor. Sadece politik olarak değil, duygusal ve kültürel olarak da. Diasporadaki birçok insan için Filistin; aile hikâyeleri, fotoğraflar, arşivler, anılar ve yokluklar aracılığıyla parçalar hâlinde var olan bir yer. Sanırım parçalanmışlık ve koruma arasındaki bu ilişki, beni çeken eser türlerini de güçlü bir şekilde etkiledi.
İREM Eski fotoğraflara geri döndüğünde, nostaljiyi kişisel bir duygu olarak mı deneyimliyorsun, yoksa görseller kendi anılarından bağımsız anlamlar mı kazanmaya başlıyor?
ROMAISA Bence fotoğraflar zamanla üretildikleri ilk andan kopuyorlar. Özellikle arşivlerle çalışırken, görsellerin onlara bakan kişiye ve içinde bulundukları bağlama göre sürekli yeni anlamlar biriktirdiğini fark ettim. Bugün birçok küratöryel sayfa, kolektif ve sanatçı pratiğinde de bunu görüyoruz.
“Bölgedeki kadınların; karmaşıklıklarıyla, çelişkileriyle, samimiyetleriyle, mizah anlayışlarıyla, tarzlarıyla ve bireysellikleriyle kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir alan yaratmakla ilgileniyorum.”-Romaisa Baddar
İREM Bu kitabın hem bölge içinde hem de kimlik, domestiklik ve temsil etrafındaki uluslararası tartışmalarda nasıl konuşmalar başlatmasını umuyorsun?
ROMAISA Umarım bölgeden gelen temsillere dair daha katmanlı bir konuşmaya katkıda bulunur. Orta Doğu’yla ilişkilendirilen birçok görsel politik kısayollar ya da stereotipler üzerinden tüketiliyor. Ben ise bunu biraz yavaşlatan, daha fazla karmaşıklığa, mahremiyete ve insanlığa alan açan kitaplarla ilgileniyorum. Aynı zamanda bölgenin kendi içinden çıkan yayıncılık pratiklerine ve yeni üretimlere daha fazla dikkat çekmesini; her zaman dışarıdan bakış açılarına bağımlı kalınmamasını umuyorum.
İREM Kürasyonlarında genellikle sessiz bir sinematik gerilim hissediliyor. Görsel duyarlılığını en derinden etkileyen yönetmenler, yazarlar, sanatçılar ya da kültürel referanslar kimler oldu?
ROMAISA Çoğu zaman doğrudan görsel referanslardan ziyade mood ve ritimden etkileniyorum.

İREM Orta Doğu bağlamında, domestik iç mekânları; toplumsal cinsiyet, sınıf, göç ve kültürel hafıza açısından ne ölçüde politik alanlar olarak görüyorsun?
ROMAISA Domestik alanlar derinden politiktir çünkü insanların maddi ve duygusal olarak nasıl yaşadıklarını yansıtıyorlar. Göçün, arzuların, toplumsal cinsiyet rollerinin, ekonomik gerçekliklerin, miras alınmış zevklerin ve yerinden edilmenin hikâyelerini taşıyorlar. Özellikle diasporik ya da Orta Doğulu bağlamlarda, iç mekânlar kimliğin özel olarak müzakere edildiği alanlara dönüşüyor.
İREM İşlerinde kolayca yorumlanmaya direnen duygusal bir belirsizlik var. Bir görselde projeksiyon ve belirsizlik için alan bırakmak senin için ne kadar önemli?
ROMAISA Çok önemli. Her görselin sabit bir anlamla gelmesi gerektiğini düşünmüyorum. Daha çok açık kalan ve zaman içinde açılmaya devam eden işlerle ilgileniyorum. Bu açıklık, izleyicilerin tek bir sonuca yönlendirilmek yerine kendi deneyimlerini ve duygularını taşımasına izin veriyor.


İREM Hiper-görünürlüğün ve hızlı görsel tüketiminin hâkim olduğu bir çağda, yavaşlık senin fotoğraf pratiğin için ne ifade ediyor?
ROMAISA Benim için yavaşlık doğrudan yayıncılıkla bağlantılı. Bir fotoğraf kitabı, insanların görsellerle farklı bir şekilde zaman geçirmesini sağlayabiliyor. Sayfalara geri dönüyor, detayları daha sonra fark ediyor, bağlantıları yavaş yavaş kuruyorsunuz. Görsellerin çevrimiçi ortamda çok hızlı tüketilip unutulduğu bir dönemde, bu deneyimin giderek daha önemli hâle geldiğini düşünüyorum.
İREM Eğer kitabın gelecek nesiller için tek bir hissi, atmosferi ya da psikolojik durumu koruyabilecek olsaydı, en derin şekilde neyi muhafaza etmesini isterdin?
ROMAISA İnsanların hayatlarının basit anlatılara ya da stereotiplere indirgenemeyeceği hissini korumasını isterdim.
From Based Istanbul N°46 ICONS, Redefined Issue.
Interview by İrem Sonbay