The Secrets of Perfect Jeans w/ Miro Gerede Erkaya

Unframed27 Ocak 2026
The Secrets of Perfect Jeans w/ Miro Gerede Erkaya

İnsanlar hayatı ikilikler üzerinden tanımlamaya bayılır. Sınırların varlığı yadırganamaz, fakat onları mutlak birer değer olarak görmek gerekmez. Yaratıcılık, sınırların sorgulandığı an başlar. Bir insanın stili, özgünlüğünü doğrudan yansıtan bir ayna gibidir. Kendini sınırlarla küçülttüğünde, stil de aynı ölçüde sessizleşir. Jean’ler ise sınırları olmayan parçalardır. İstendiğinde isyankar, istendiğinde sessiz ve uslu olabilirler. Anlamlarını onları taşıyan kişiden alırlar. Ne kadar çok giyersen, o kadar “sen” olurlar.

Miro, stilinde sınırların belirginliğine aldanmayanlardan. Onun için tek bir detay, sınırları aldırmaksızın izini sürmek için yeterli… Gösterişsiz bir sadelikle giyinir: zamansız, sade ve bir o kadar güçlü. Tarzı, ilhamlarından oluşan bir kürasyon; bağ kurduğu şeylerin kesişim noktasıdır. “Stilim; gördüğüm, hissettiğim ve bende karşılık bulan şeylerden besleniyor.”

DUYGU Özgünlük kavramının günümüzde bu kadar sık vurgulanmasını nasıl yorumluyorsun? Sence özgünlük hala mümkün mü, yoksa yeniden tanımlanmaya mı ihtiyaç duyuyor?

MİRO Bugün özgünlük çok konuşuluyor çünkü her şey artık çok görünür. Özellikle sosyal medyanın hayatımızın bir parçası olmasıyla insanlar birbirinden etkileniyor, birbirine özeniyor. Benim için en önemli şey herkesin kendi olması. Kendi fikri, kendi tarzı, kendi hayatı. Özgünlük tabii ki hala mümkün. Aslında çok basit bir şey: başkasına bakmadan, kendin gibi yaşamak.

DUYGU Yaratıcı süreçlerinde belirsizlikle ilişkin nasıl? Belirsizlik senin için bir tehdit mi, yoksa üretimi tetikleyen bir alan mı?

MİRO Yaratıcı süreçlerimde belirsizlikle ilişkim biraz karmaşık. Bazen kaygı yaratıyor, bazen zihnimi fazlasıyla meşgul ediyor. Ama ben belirsizliği bir tehditten çok, kendimi geliştirebileceğim bir alan olarak görüyorum. Çünkü belirsizliğin içinde kendimi daha fazla çalışmaya, daha iyi olmaya yöneltiyorum. Bu yolculuğun bana ne getireceğini asla bilemem; bu da beni her zaman hazır ve taze kalmaya itiyor. Aslında belirsizlik, benim için üretimi tetikleyen bir alan.

MIRO wears the Toronto Rinse Jeans, a shirt and a jacket by Mavi.

DUYGU Jean’in geçirdiği bu dönüşüm içinde, onunla kurduğun bağı en iyi yansıtan dönem hangisi? Seni oraya çeken duygu ne?

MİRO Jean’in tarihinde bana en çok James Dean ve Marlon Brando dönemi karşılık geliyor. Çünkü o dönemin jean’leri çok low-key ama aynı zamanda çok güçlüydü. Asiydi fakat cool görünmeye çalışmıyordu. Zaten üzerlerinde duruşuyla cool olduğu için güçlü bir stile dönüşüyordu. Hiçbir zorlama yoktu, fazlalık yoktu. Benim jean’le kurduğum bağ ve onu taşıma şeklim de tam olarak böyle. Sade, güçlü ve sessiz bir duruşu olan jean’leri seviyorum.

DUYGU Sence yaratıcılık bireysel bir eylem mi, yoksa kolektif hafızadan beslenen bir yapı mı?

MİRO Yaratıcılık bence, tek başına var olan bir şey değil. İnsan farkında olsa da olmasa da, etrafındaki her şeyden besleniyor. Gördüğün bir detay ya da yaşadığın bir deneyim… Başka birinin yarattığı bir etki, senin yolunu sessizce şekillendirebiliyor. Bence yaratıcılık kolektif bir alan. Tek başına, izole bir şekilde var olabileceğini düşünmüyorum.

MIRO wears the Toronto Rinse Jeans, and a long sleeve tee by Mavi.

“Modayla ilişkimde sınırlar çok belirgin değil. Stilim; gördüğüm, hissettiğim ve bende karşılık bulan şeylerden besleniyor. Bir detayı sevdiğimde onun izini sürmeyi, arkasındaki dünyayı keşfetmeyi seviyorum.”

-Miro Gerede

DUYGU Modanın daha çok kadınlar üzerinden konuşulduğu bir coğrafyada moda ile ilgili oyun alanını sen nasıl genişletiyorsun? Bireysel stilin nelerden besleniyor?  

MİRO Modayla ilişkimde sınırlar benim için çok belirgin değil. Kadın ya da erkek olarak ayrıştırmaktan ziyade, gözüme ne iyi geliyorsa onu seçiyorum. Bazen bir parça, nereden geldiğinden bağımsız olarak sende bir his bırakabiliyor. Stilim; gördüğüm, hissettiğim ve bende karşılık bulan şeylerden besleniyor. Bir detayı sevdiğimde onun izini sürmeyi, arkasındaki dünyayı keşfetmeyi seviyorum. Ama bütün bunların içinde sade kalmak benim için önemli. Tek renkler, zamansız parçalar, gösterişsiz ama güçlü bir duruş. Modayı benim için asıl değerli kılan da bu sadelik.

DUYGU Doğru jean’i seçerken seni ikna eden şey ne olur? 

MİRO Doğru jean’i seçerken benim için birkaç net kriter var. Öncelikle paça boyu. Kısa jean’lerle hiç aram yok. Paçanın biraz uzun olması, ayakkabının üstüne düşmesi, hatta yere hafifçe sürtmesi gerekiyor. Kalıp olarak da iki uç arasında gidiyorum. Daha çok loose fit ama aşırı bol olmayan modelleri tercih ediyorum. Bir yandan da tam tersine, gerçekten bol ve baggy jean’leri seviyorum.

MIRO wears the Toronto Rinse Jeans by Mavi.

DUYGU Gündelik hayattaki jean seçimlerin ruh halini yansıtır mı? 

MİRO Bazen ruh halimle bağlantılı, bazen de tamamen günün akışıyla. Bazen daha bol, daha baggy bir jean giyiyorum; bu biraz daha rahat takılacağım anlamına geliyor. Önemli bir yere giderken yine bol paça jean’leri tercih ediyorum. Loose fit jean’leri ise daha çok botların altına almayı seviyorum. Onlar bana daha cool, biraz daha derli toplu bir his veriyor. Yani jean seçimi benim için ruh haliyle olduğu kadar, o gün ne yapacağımla da ilgili.

Presented by Based Istanbul x Mavi

Features Miro Gerede Erkaya

Creative Direction by Duygu Bengi

Directed by Yağız Yeşilkaya

Photographed by Burcu Karademir

Fashion Editor Umut Sımsıkı

DOP Adem Ustaoğlu

Hair by Mustafa Akgül

Make-up by Nuvit Tiryaki

Creative Agency BI Creative

Creative Team Ali Aydın Ustaoğlu, Duru Ustaoğlu

Gaffer Okan Ataş

Photography Assistant Furkan Irmak

Camera Assistant Kübra Kirazlı

Styling Assistant İrem Gerz, Naz Paksoy

Hair Assistants Enes Sakızcı,  Yunus Dever

Make Up Assistant Hasan Beşli

Best Boy Arif Bilbay

Lighting Assistants Ali Rıza Çalışkan, Anıl Sever

Author: Based Istanbul

RELATED POSTS