Brave Monologues w/ Ece Sükan

Unframed7 Ocak 2026
Brave Monologues w/ Ece Sükan

Korkunun varlığını kabul etmek. Ece’yi Ece Sükan yapan tam olarak bu. Ece Sükan, Türkiye’de yaratıcı endüstrilerin en ilham veren ismi. 2015’te dergi yapma kararımızda, 2018’de ilk kapağımızda ya da bugün Brave Monologoues hikayesini ortaya koyarken onsuz bir dergi yolculuğu düşünülemez.

O fiziken olmasa da, aslında oradadır. “Herkesin anlaşmasını beklemeden kendine sadık kalmak.” Ece’nin ilham verici kariyerinin temelini oluşturuyor. Birçok insanın çekindiği anlarda bile, içindeki sesi dinleyebilenler ikonik bir hayata imza atabiliyor. İşte biz de tam olarak böyle bir personayla başbaşayız.

DUYGU Kendi yaratıcı yolculuğunda “cesur” olmak senin için ne ifade ediyor?

ECE Benim için cesaret, kişisel hayat yolculuğunda ne kadar düşüp kalksan, yorulsan, hayal kırıklıkları yaşasan da; Matrix’in dayattığı sisteme, sonsuz ruhunun içgüdüleriyle tekrar tekrar cevap verebilmekten geçiyor. Kimi zaman herkesin anlaşmasını beklemeden kendine sadık kalmak. Kendi iç sesine dokunmak ve o sesten doğan şeyin, yargılanma korkusuna rağmen dünyada bir yankı bulmasına izin vermek demek. 

DUYGU Kuralsız ve özürsüz bir şekilde bir şey yarattığın, hafızanda yer eden bir anı paylaşır mısın?

ECE Yaratmak ve yaratıcılık aslında bir özgürlük manifestosu. Pek tabii, kariyer yolculuğu ve ‘iş’ hayatı bizden devamlı bazı kutulara girmemizi belli formüllere uymamızı talep ediyor. Ben bu anlamda yapısal ve karakter olarak, ruhumun sesini dinleyerek geliştirdiğim vizyonu takip etme ısrarımı korudum ve yolculukta kendi şansımı yarattım bir şekilde.

Her seçimin olduğu gibi bu yolculuğun da bir bedeli vardı elbette. Ama günün sonunda birçok işimde bu birikimimi paylaşan ve ona güvenmeyi tercih eden projeler yapma şansım oldu, oluyor. Özellikle bir dönem seçmem gerekirse, ilk dergiciliğe başladığım yıllarda bir çekimi yaratma süreci —her ne kadar derginin beklentileri olsa da — kreatif olarak müthiş özgür ve ilham verici bir süreçti.

DUYGU Korku — ya da onun yokluğu — kendini ifade etme biçimini nasıl şekillendirdi?

ECE Hiçbir zaman korkusuzluk değildi zaten aradığım. Hayal ettiğin şeye doğru, deli gibi korksan da adım atabilmekti. İşte tam da bu, bugün kendimi ifade edişimdeki katmanları ve zenginliği oluşturdu. Ve tabii ki, bu yazıldığı kadar kolay bir karar da değildi. Hayatta hiçbir zaman, hiçbir konuda bir garantim olmamasına rağmen -ki aslında geniş bakarsak kimsenin de yok- korksam da kendi çizgimde, yani ruhumla hizalanmış yolumda gitmeyi seçtim. Bu da beni ben yaptı.

ECE wears a jean and jacket by Givenchy, Beymen, shirt by Cos, gloves by Pakra, tie by Boss and shoes by Hermes. Earrings by Swarovski, and an earcuff by Saudade Jewelry.

DUYGU Sanatın için aldığın ve riskli gelen ama sonunda senin sesini tanımlayan bir karar?

ECE Kendimi sadece bir alanda tanımlamayı reddetmek, oldukça riskli ama beni ben yapan kararlarımdan oldu. Oyunculuk, moda, gazetecilik, televizyon, küratörlük; hepsi benim için tek bir anlatının farklı dilleri. Sistemin “tek bir kimliğe ait olup, tek bir kutuya girmelisin” baskısına rağmen hepsini bir arada yaşamayı seçtim. O risk, zamanla benim dilim haline geldi. Şimdi çok yönlülüğün kendisi benim sesim oldu. 

DUYGU Yaratıcı işlerin dünyaya tek bir Brave Monologue sunabilseydi, ne söylerdi?

ECE ‘Exit the Matrix’ Kendi hakikatine ulaşmanın tek yolu, ruhunun sesiyle hizalanmaktan geçer. Bu dünyaya gelişimizin tek amacı da, o buluşmayı, yani bütünlenmeyi, zarafetle deneyimleyebilmek aslında.

DUYGU Dünya sessiz olduğunda, cesaretin bize ne söylüyor? 

ECE “Kendini dinle ve devam et.” Tek bir kişiye bile ilham olabilmek, dünyanın frekansını yüksek bir bilinçle tutabilmek ve yükseltebilmek, kolektife ve kolektif bilince bir damla da olsa katkıda bulunabilmek. 

DUYGU Bilinmezliğin eşiğinde durduğunda seni ileriye doğru iten şey nedir?

ECE Ah, bilinmezlikle dans edebilmeyi hayat bana sağlam öğretti diyebilirim. Bu yıllar boyunca çok kendime güvendiğim ya da kendimi çok sevdiğim için de asla olmadı. Tam tersine güvensizlik ve kendimle mücadele eşliğinde, öyle ya da böyle akışta kalarak gerçekleşti. Bilinmezliğin eşiğinde beni ileriye doğru iten güç de yine hepimizin içinde olan güç, özümüzün sesi.

DUYGU Hayata karşı cesur olduğunu düşünüyor musun?

ECE Evet, kesinlikle hayata karşı cesur olduğumu düşünüyorum. Bilinmezlik ve korku içinde olduğum durumlarda da iç sesimle bağımı koruyabildiğim ve akışta kalarak o an çok zor gelse de adım atabildiğim için… Ve de, bu sistemin içinde kendim olarak kalmayı her seferinde seçebildiğim için…

DUYGU Yaratıcılık senin için ne anlama geliyor?

ECE Yaratıcılık kendini ifade etmenin, var olduğunu hissetmenin en dürüst ve en hakiki yolu. İçinden bir şeyin dışarıya çıkma ihtiyacı gibi. Ve bu dürtüye alan açmak benim için yaşamla bağ kurmak demek aslında.

 “ Hiçbir zaman korkusuzluk değildi zaten aradığım. Hayal ettiğin şeye doğru, deli gibi korksan da adım atabilmekti. İşte tam da bu, bugün kendimi ifade edişimdeki katmanları ve zenginliği oluşturdu. Ve tabii ki, bu yazıldığı kadar kolay bir karar da değildi.

-Ece Sükan

DUYGU Sınırları zorlamak senin gerçekliğinde nasıl şekil buluyor?

ECE Sınırları zorlamak tamamen kendinle geliştireceğin birşey. Başkalarına karşı değil. Değişim ve dönüşüm içten dışa gerçekleştiği için. Sistemi değiştirmek bile aslında ancak böyle olabilir, yani kuantum evrende yeni bir olasılık yaratarak. Kendindeki bir kalıbı fark etmek ve onu kırmak, yeni bir alan açıp yeni bir sen seçmek, işte bu kendi sınırlarını aşmak oluyor zaten. Böylece, her seferinde kim olduğunu yeniden tanımlıyorsun, genişletip geliştiriyorsun. 

DUYGU Herkes kendine biraz sert davrandığı bir dönemden geçer. Sen ne zaman ve nasıl kendinden ve kararlarından özür dilemeyi bıraktın? 

ECE Bu süreç, hayat yolculuğunda tam olarak bitiyor mu emin değilim. Ama şu bir gerçek ki zamanla, tecrübeyle ve en önemlisi farkındalığını geliştirerek bu dönemleri daha hızlı, daha hafif geçiriyorsun. Düşmemek ya da kötü hissetmemek gibi ideal durumlar yok; sadece tüm bu duyguları da yaşayıp kendi merkezine dönmeyi kolaylaştırmak var. En yakın arkadaşımla sabah telefon seanslarımızda mesela, birimiz şikayete ya da sarmala girmeye başlarsa diğeri hemen “switch it, switch it” diyor. Bilinçli bir seçimle, durumdan daha çabuk çıkmak için bir şifre gibi.

FROM BASED ISTANBUL N45 10TH ANNIVERSARY ISSUE: BRAVE MONOLOGUES

Buy your copy now!

Cover Guest Ece Sükan
Creative Direction & Words by Duygu Bengi
Photography by Abdullah Yazıc
Styled by Emre Köklüçınar
Head of Talent Hair and Makeup Önder Tiryaki
Creative Group Head Yağız Yeşilkaya
Producer Tunga Yankı Tan
Creative Production by BI Creative
Special Thanks to Cansu Sıtacı
Creative Team Duru Ustaoğlu, Kerem Acar
Hair Team Batuhan Sancar, Enes Sakızcı, Mustafa Akgül
Make-Up Team Doğukan Tuncer, Esra Poyraz, Hazar Baştürk
Gaffer Onur Karaca
Photography Assistants Hakan Diner, Hamza Kazım Esen
Styling Assistants Elif Akpunar, Şimal Özyiğit
Editorial Brews by Starbucks Türkiye
Bites by Focamia

Author: Based Istanbul

RELATED POSTS