DUYGU Kendi yaratıcı yolculuğunda cesur olmak senin için ne ifade ediyor?
SERKAN Cesur olmak… Aslında kendi bildiğin yolda yürümek, tek başına varolabilmek demek gibi geliyor. Kariyer bazında söyleyecek olursam birçok insanın çok popüler bulduğu bir işi değil de seni içine çeken, belki de kimsenin kolay kolay cesaret edemeyeceği bir rolü seçmek diyebilirim.
Benim için cesaret, kendini konfor alanından çıkarıp bilinmeyene adım atabilmek. Ama sadece iş seçerken değil, oynarken de… Bir karakterin en kırılgan taraflarını gösterebilmek, seyirciye ‘kusursuz’ birini değil de, doğrusuyla yanlışıyla, acılarıyla vs. gerçek birini sunabilmek de cesaret gerektiriyor. Çünkü sahici olmak, kendini saklamamak çok daha zor aslında.
Bir de sabır… Cesur kararların sonuçları çoğu zaman hemen gerçekleşmiyor, genellikle zorlayıcı oluyor. Ama ben inanıyorum ki o riskler, o zor yollar insanı hem sanatında hem de hayatında büyütüyor, geliştiriyor ve çok fazla şey öğretiyor. O yüzden cesaret benim için biraz da: vazgeçmemek, düşsen de yeniden kalkmaya gönüllü olmak.
DUYGU Kuralsız ve özürsüz bir şekilde bir şey yarattığın, hafızanda yer eden bir anı paylaşır mısın?
SERKAN Yakın geçmişte “Dalgakıran / Sea Wall”u çalışmaya başladığımda bunu yaşadım. Prova süreci ve sonrası aslında tam olarak bunu kapsıyor. Gerçekten ne yapmak istediğimi bildiğim, risk almak istediğim, kendi adıma oturup izlemek istediğim bir oyun yapmak istiyordum. Başlangıcından itibaren yönetmenimiz Çağ Çalışkur ve ekip olmak üzere bu noktadan hareketle çalıştık ve karşılığını da aldık diye düşünüyorum. Hayatımda gerçekten büyük iz bırakan, her anından büyük zevk aldığım ve çok ama çok zorlayıcı bir süreçti. Yine olsa yine yaparım.
DUYGU Korku — ya da onun yokluğu — kendini ifade etme biçimini nasıl şekillendirdi?
SERKAN Hayatımda korkmadığım, endişe duymadığım, ya başaramazsam demediğim çok az an var. Sahneye çıkarken ya da zor bir sahnenin çekimine girerken “Bu sefer yapamayacağım galiba.” derim içimden hep. Günün sonunda o oyun da, oynanır o sahne de çekilir ama ben hala eve geldiğimde şurasını böyle burasını böyle yapmalıydım derim. Asla bitmeyen bir döngü. Bu duygular eğer pozitif anlamda, kontrol edebildiğiniz noktada ise bence çok sorun yok ama şu andan kendime bakınca korkuyla, endişeyle hayatın çok da çekilir bir tarafı olmadığını düşünüyorum gerçekten.


DUYGU Sanatın için aldığın ve riskli gelen ama sonunda senin sesini tanımlayan bir karar?
SERKAN Bu her yeni başlayan işte değişiklik gösteriyor. Her senaryonun, oyunun, karakterin bambaşka, birbirinden bağımsız parametreleri oluyor. İşin en zevkli taraflarından biri bu bence. Dolayısıyla bu soruya işte benim sesimi tanımlayan buydu diyemem çünkü bir sonrakinin ne olduğunu hala ben de bilmiyorum.
DUYGU Yaratıcı işlerin dünyaya tek bir Brave Monologue sunabilseydi, ne söylerdi?
SERKAN Gün içinde hepimizin rol yapmak zorunda olduğu bir sürü an oluyor. Bazen kendimize, bazen birbirimize karşı… Bir karakteri oynarken çoğu zaman kendi yaralarımı, travmalarımı da açıyorum, çünkü seyirciyle bağ kurmanın tek yolu o yaraları göstermek cesaretinden geçiyor. Eğer dünyaya tek bir şey söyleme hakkım olsaydı, şunu söylerdim: Kusursuz olma çabanı bırak. Zaten o kusurlarınla sensin. Cesaret, tam da orada başlıyor.
DUYGU Dünya sessiz olduğunda, cesaretin bize ne söylüyor?
SERKAN Gürültü susunca, el ayak çekilince, geriye kalan tek ses kendi sesimiz oluyor. Bendeki o ses hiçbir zaman susmayan bir sestir. Bununla yaşamanın güç olduğunu düşünürdüm hep. Artık alışkanlık mı yoksa bununla yaşamayı öğrenmek mi nedir bilmiyorum ama…Ben diyorum ki: Sen varsın, bu yeter. Bir adım daha at. Devam et. Şükret. Vazgeçme!
DUYGU Bilinmezliğin eşiğinde durduğunda seni ileriye doğru iten şey nedir?
SERKAN Tüm hayatım bu bilinmezlikle geçti ve geçmeye de devam ediyor. Hep disiplinin, çok çalışmanın, elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmanın, kulaklarını tıkayıp kendi bildiğin yolda gitmenin en doğru yol olduğunun ve özünü kaybetmeden, kimsenin ayağına basmadan hak edilmiş başarının paha içilmez olduğunu düşünürüm.
En güçsüz, vazgeçmiş anlarımda da bunları hatırlamaya çalışırım.
DUYGU Hayata karşı cesur olduğunu düşünüyor musun?
SERKAN Bunun için elimden geleni yaptığımı söyleyebilirim. Ama bu bir alışveriş bence onun da bana attığı adımlar önemli. Sırf cesur olacağım diye saçma sapan kararlar almam ya da durduk yere kendimi riske atmam. Hayatla çok oyun oynanmayacağını düşünüp kendisini oldukça ciddiye aldığımı söyleyebilirim.
DUYGU Yaratıcılık senin için ne anlama geliyor?
SERKAN Yaratıcılık bir bakış açısı. Hayata, kendine, başkalarına, durumlara, en ufak detaylara kadar inebilmek, merak etmek, kurcalamak, düşüp kalkıp devam etmek, kimseyi dinlememek, hissetmek, empati kurabilmek, otosansürsüz olabilmek sonra sansürsüz olabilmek, özgür olmak, aşık olmak; doğaya, hayvanlara sonra insanlara ve yaşamın tümüne saygı duymak, bitmek tükenmek bilmeyen araştırma merakı ve daha saymakla bitiremeyeceğim bir sürü şeyi ifade ediyor.


“Cesaret benim için biraz da vazgeçmemek, düşsen de yeniden kalkmaya gönüllü olmak.”
-Serkan Altunorak
DUYGU Sınırları zorlamak senin gerçekliğinde nasıl şekil buluyor?
SERKAN Zorlamayı sevmediğim bir dönemdeyim. Gerekirse zorlarım, şartlar durumlar uygunsa ve en önemlisi zorlamak içimden geliyorsa bir saniye bile düşünmem.
DUYGU Herkes kendine biraz sert davrandığı bir dönemden geçer. Sen ne zaman ve nasıl kendinden ve kararlarından özür dilemeyi bıraktın?
SERKAN Kendime sert davranmadığım çok az an var. Yıllar içinde kendimi ödüllendirmeyi öğrendim. Bunun daha değerli olduğunu fark edip bu şekilde ilerlemeye karar verdim. Çünkü kendime karşı çok acımasızım ve bundan vazgeçemediğim için ödüllendirmeyle barışı sağlamayı tercih ettim. Özür dilemekten hiçbir zaman çekinmedim ya da utanmadım, hatalı veya yanlış anlaşıldığımı düşündüğüm bir olay varsa —kendim de olur başkası da— hiç farketmez hemen özür dilerim.
FROM BASED ISTANBUL N45 10TH ANNIVERSARY ISSUE: BRAVE MONOLOGUES
Cover Guest Serkan Altunorak
Creative Direction & Words by Duygu Bengi
Photography by Abdullah Yazıc
Styled by Emre Köklüçınar
Head of Talent Hair and Makeup Önder Tiryaki
Creative Group Head Yağız Yeşilkaya
Producer Tunga Yankı Tan
Creative Production by BI Creative
Special Thanks to Cansu Sıtacı
Creative Team Duru Ustaoğlu, Kerem Acar
Hair Team Batuhan Sancar, Enes Sakızcı, Mustafa Akgül
Make-Up Team Doğukan Tuncer, Esra Poyraz, Hazar Baştürk
Gaffer Onur Karaca
Photography Assistants Hakan Diner, Hamza Kazım Esen
Styling Assistants Elif Akpunar, Şimal Özyiğit
Editorial Brews by Starbucks Türkiye
Bites by Focamia